
Donald Trump, “Project Vault” ile kritik hammaddeler ve nadir toprak elementleri stoğu oluşturarak ABD şirketlerini tedarik sıkıntılarından korumayı hedefliyor.
Nadir toprak elementleri, modern teknolojinin temel yapı taşlarını oluşturmaktadır.
Donald Trump, stratejik hammaddelerin ulusal rezervinin oluşturulmasını öngören kapsamlı bir hükümet programını açıkladı. Bu program kapsamında otomobiller, bilgisayarlar ve akıllı telefonların üretiminde kritik öneme sahip galyum ve kobalt gibi malzemeler ile nadir toprak elementleri ele alınıyor. “Project Vault” için ayrılan bütçe 12 milyar ABD dolarına ulaşmaktadır. Bu rezerv sayesinde ABD şirketleri acil durumlarda merkezi stoklara erişim sağlayabilecek, böylece arz kıtlığı ve fiyat dalgalanmalarına karşı korunabilecek.
Trump, Oval Ofis’te yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Uzun yıllardır ulusal savunma için stratejik petrol rezervi ve kritik mineraller stoku bulundurduğumuz gibi, artık Amerikan endüstrisi için de bu rezervi hayata geçiriyoruz.” 10 milyar ABD doları ABD Dış Ticaret Bankası kredisi ile finanse edilecek, kalan miktar ise özel sermayeden karşılanacak. Google, General Motors, Stellantis ve Boeing başta olmak üzere ondan fazla büyük şirket bu girişime destek veriyor.
Sistem, abonelik modeline benzer bir yapıya dayanıyor: Şirketler belirli bir ücret ve sonraki satın alma taahhüdü karşılığında, “Project Vault” kapsamında ihtiyaç duydukları hammaddelerin kişiselleştirilmiş listesini saklama hakkı elde ediyor. Girişim, bu malzemelerin satın alınması ve merkezi depolanması işlemlerini yürütüyor. Şirketler, gerekli ikmal sağladıkları sürece mevcut stoklarını esnek biçimde kullanabilecek. Tedarik zincirinde kritik bir kriz yaşanması durumunda, tüm kota güvenlik rezervi olarak devreye girebilecek.
ABD hükümeti bu girişimle, Çin’in küresel hammadde pazarındaki hakimiyetine karşı tavır alıyor: Çin, birincil üretimin %70’ini kontrol ederken, kimyasal işleme alanında %90’lık payıyla neredeyse dünya tekeli konumunda bulunuyor.
Pekin, bu pazar hakimiyetini Washington ile yaşanan ticaret anlaşmazlıklarında stratejik bir koz olarak kullandı. ABD’nin yeni gümrük tarifeleri ve teknoloji kısıtlamaları ile baskıyı artırmasının ardından, Pekin ABD endüstrisinde ve Avrupa Birliği’nde ciddi darboğazlara neden olan ihracat kontrollerine başvurdu. Trump bu konuda, “Bir yıl önce yaşadığımız sıkıntıları bir daha asla yaşamak istemiyoruz” dedi.
Alternatif tedarik zincirleri geliştirmek amacıyla ABD hükümeti Ukrayna, Avustralya, Japonya ve Malezya ile stratejik anlaşmalar imzaladı. Bu uluslararası ittifak, daha güçlü işbirliği ile ortak hammadde tedarikini krizlere karşı dayanıklı hale getirmeyi amaçlayan AB ile planlanan anlaşma ile destekleniyor. Aynı zamanda Trump yönetimi, kritik malzemelerin ABD topraklarında doğrudan çıkarılması ve işlenmesi için yerli şirketlere büyük ölçekli yatırımlar gerçekleştiriyor.
Source: Original Article
























